Bir Harley-Davidson'ı görmek için arkanızı dönmeniz gerekmeyebilir; çoğu zaman sadece sesinden tanıyabilirsiniz. Peki bu mükemmel sesi...
Bir Harley-Davidson'ı görmek için arkanızı dönmeniz gerekmeyebilir; çoğu zaman sadece sesinden tanıyabilirsiniz. Peki bu mükemmel sesin arkasında ne var?
Harley-Davidson denildiğinde akla gelen ilk mekanik özelliklerden biri V-Twin motor.

Adından da anlaşılabileceği gibi motorda iki silindir bulunuyor ve bunlar karşıdan bakıldığında “V” harfine benzeyen şekilde konumlandırılıyor. Klasik Harley motorlarında bu iki silindirin arasındaki açı yalnızca 45 derece. Yani silindirler birbirlerine oldukça yakın duruyor.
Aslında sesin oluşmasındaki ilk önemli detay da bu. Çünkü silindirlerin konumu, motorun içindeki parçaların nasıl hareket edeceğini ve iki silindirin hangi aralıklarla ateşleyeceğini etkiliyor.
Silindirler eşit aralıklarla ateşlemiyor.

Normalde iki silindirli bir motor düşündüğümüzde “birinci silindir ateşler, biraz bekler, ikinci ateşler ve bu düzen aynı şekilde devam eder” diye düşünebiliriz. Harley-Davidson'ın klasik 45 derecelik V-Twin motorunda ise durum tam olarak böyle değil. Bir silindir ateşliyor, ardından diğer silindir geliyor. Fakat iki ateşleme arasındaki bekleme süreleri birbirine eşit değil. Birinde daha kısa, diğerinde biraz daha uzun bir boşluk oluşuyor.
Sesin tam kaynağı da iki silindirin eşit çalışmaması.

İki silindirin oluşturduğu egzoz darbeleri eşit aralıklarla gelmediği için motor sanki kendi içerisinde belirli bir ritim tutuyormuş gibi duyuluyor. Motor devri düşük olduğunda ateşlemelerin arasındaki bu farklılık kulağımız tarafından daha rahat algılanıyor. Gaza bastığınızda motor devri yükseliyor, ateşlemeler hızlanıyor ve aradaki boşlukları ayırt etmek zorlaşıyor. Bu yüzden Harley'nin meşhur sesi özellikle trafik ışığında beklerken veya motosiklet rölantide çalışırken çok daha belirgin.

Hiç yorum yok
Değerli zamanınızı ayırdığınız için teşekkür eder saygılar sunarım.